
ÖZGÜR TUTSAK KİMDİR?
ÖZGÜR TUTSAKLIK NEDİR?
Özgür tutsaklar, Anadolu toprağında emperyalizme ve faşizme karşı savaşırken tutsak düşmüş halktan insanlardır.
Anadolu toprağının insanlarıdır.
Halktır.
Halktan biridir.
Bizdendir.
Bizim gibidir.
Ama aynı zamanda Halkın öncüsü ve önderleridir.
Bu nedenle halk düşmanı ve vatan hainlerinin can düşmanı belledikleridir. Sürekli olarak saldırdıkları, katlettikleri, işkence ettikleri, zindanlara attıkları, baskı ve terör altında tuttuklarıdır. Halkın en kahraman evlatlarının tutsaklık koşullarındaki kimlikleridir.
Özgür Tutsaklar, tutsaklık koşullarında da, bu niteliklerini ezmek, değiştirmek, kendilerini inkara zorlamak için sürekli olarak baskı ve işkence altında tutulurlar. Ama onlar, bunun tamamen farkında olduklarından iradelerinin ezilmesine izin vermezler. Düşüncelerini değiştirmektense tereddütsüz düşünceleri uğruna fedalara yürürler. Ve bu nedenle daima özgürdürler. Özgürlüklerini kendileri kazanır kendileri savunurlar.
Onlara ÖZGÜR TUTSAKLAR denmesi bundandır!
Onlar hapishaneleri; düşmanlarının beyinlerini ve inançlarını esir tutmak için yapılan duvarlar ve demir kapılar olmaktan çıkarıp devrimin okulları haline getirendir. Bu okullarda, bilinçleri derinleştikçe, yaşam coşkuları, direnme kararlılıkları yükselir. Ruhları devrimin ruhuna dönüşür. Halk ve vatan sevgileri zirvelere tırmanır. Halkın değerleri ile devrimin değerlerini öylesine harmanlarlar ki, halk ve devrim uğruna hiç bir bedelden kaçmazlar.
Onlar kimilerinin dediği gibi “Ölümden Yana” değildir. Tam aksine yaşama öylesine bağlıdırlar ki, yaşamak ve yaşatmak uğruna fedalara yürürler. Anadolu bilgelerinin en derin yaşam bilincini yansıtan: “Ölüm Ölür Biz Ölmeyiz!” deyişinin yaşayan temsilcileridir onlar.
Ve işte bu nedenle, her biri toprağa düştüğünde ebedi yaşama açılan kapıdan geçerler!
Şeyh Bedreddin Olurlar.
Pir Sultan Olurlar.
Mahir Olurlar.
Deniz, İbrahim Olurlar!
Halk Olurlar!
Vatan Olurlar!
Buca, Ümraniye, Ulucanlar direnişleri, ’96 Ölüm Orucu ve 2000-2007’de Büyük Direnişi yaratan, SRY Tipi Mezar hapishanelerine karşı direnişte 41 kez zafer kazanarak zaferlerden zaferlere yürüyenleri, bu topraklarda kim yok sayabilir? Bu halkın hafızasından kim silebilir? Her gün ve her saat bizleri bilinçlendirmelerini, mücadele ruhumuzu yüceltmelerini kim engelleyebilir?
Onların 1984 Ölüm Orucu Direnişini anlatan o destansı eserlerindeki “Direniş, Ölüm ve Yaşam” üzerine ortaya koydukları o derin bilgeliği kim yok edebilir?
Onların geleneği Mahirlerin Kızıldere’de “Biz Buraya Dönmeye Değil Ölmeye Geldik” haykırışına dayanır. Ve onlar bilirler ki bu haykırış; bin yıllardır yenilmez, yok edilmez Anadolu halklarının haykırışıdır.
Özgür tutsaklık bu tarihsel birikim üzerinde ama esas olarak, 12 Eylül Amerikancı Faşist cuntasına karşı savaşırken tutsak düşen Cephelilerin, Dayı’nın Önderliğinde sürdürdüğü direnişi ile geleneğe dönüşmüştür.
Bu direnişin zirvesi olan 1984 Ölüm Orucu, Özgür Tutsaklığın fedalar pahasına boyun eğmezliğinin yaratıcısı olmuştur.
İşte bütün bunların sonucu olarak Özgür Tutsak Denince Akla Şunlar Gelir:
1- Özgür Tutsak, her şeyden önce, kendisini var eden geleneğin harcına kanını, canını katan şehitlerin ideal ve hatıralarına sonuna kadar bağlı kalmayı onur bilendir.
Özgür Tutsaklık, şehitlere bağlılıktır…
2- Özgür Tutsak, emperyalist güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin karşısında Anadolu halklarının kurtuluş umudunu, esaret koşullarında feda ruhuyla savunandır.
Özgür Tutsaklık, tutsaklık koşullarındaki halk sevgisi ve vatan severliğin adıdır.
3- Özgür Tutsak, faşizmin her türlü teslimiyet saldırısına karşı, bir gelenek haline gelen direniş sanatının her koşulda baş eğmez savaşçısıdır.
Özgür Tutsak Önderlerinden Öğrenmiştir ve Bilir: “Gerçek anlamıyla zafer ve yenilgi, düşmanın iradesini kabul edip etmemede düğümlenir. Savaşta iki irade çatışır. Yenilgi ve zafer, bu iki iradenin hangisinin üstün geldiğiyle kesinleşir.”
Özgür Tutsak Bilir: İrade, inancın, İnanç ise bilincin ürünüdür.
Özgür tutsağın bilinci derindir.
İnancı yücelerdedir.
Ve iradesi yenilmezdir.
Ve her kim bu derinliğe ulaşır veya o derinliğe ulaşanların önderliğini kabul eder, yolunu yol bilir, o yenilmez olur.
Özgür tutsak asla suçlu gösterilmeyi kabul etmez. Düzen mahkemeleri karşısında yargılanan değil, halk adına yargılayan olur. Onun inandığı ve uyguladığı tek adalet vardır: HALKIN ADALETİ!
Halkın ürettiği her şeye el koyan, hırsız ve gaspçı olan ve düzenlerini sürdürmek için halka karşı her saat, her dakika ağır suçlar işleyen sömürücülerin bir de dönüp halkın evlatlarını yargılamalarına asla izin vermez.
Özgür tutsak: ÜRETEREK DİRENİR, DİRENEREK ÜRETİR!
Ve Özgür Tutsakların yaşamının her saati örgütlü ve disiplinlidir. Onlar, örgütlenmenin ve örgüt düzeninde hareket etmenin her koşulda bir yolunu bulanlardır. Bir hücrede tek başlarına tutulsalar da “Örgüt Benim. Ben Varsam Örgüt Vardır.” diye düşünür ve öyle hareket ederler.
Özgür tutsakların en temel örgütü ise, kurmak istedikleri toplumun tutsaklık koşullarındaki şekillenişi olan Komünleridir. Özgür tutsak komünlerinde her şeyini paylaşan ve dayanışma içinde olan bir yaşam sürdürürler.
KISACA ÖZGÜR TUTSAK: Her koşulda halk için üreterek, kendisini ve yoldaşlarını eğiterek ve feda ruhuyla direnerek devrime yürüyen tutsaktır.
HALKIMIZ!
ÖZGÜR TUTSAKLARI SAHİPLENELİM!
ONLAR BİZİM EN ONURLU EVLATLARIMIZDIR. ONLARI ESARETTEN KURTARMAK VE GERÇEK SUÇLULARIN YARGILANMASINI SAĞLAMAK BİZİM EN VAZGEÇİLMEZ GÖREVMİZDİR!
UNUTMAYALIM: SÖMÜRÜCÜ VE ZALİMLERİN EGEMEN OLDUĞU BİR DÜNYADA DEVRİMCİLİK YAPMAK SUÇ DEĞİL GÖREVDİR!
UNUTMAYALIM: EPSTEİN ADASI SAPIKLARININ, BU VAHŞETİ VE ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ HER YERE YAYMAYA ÇALIŞTIĞI BİR DÜNYADA; ONLARA KARŞI MÜCADELE ETMEK, İNSANIM DİYEN HERKESİN EN TEMEL GÖREVİDİR!

