YUNANİSTAN HAPİSHANELERİNDE 2020’ DE TUTSAK ALAINAN DEVRİMCİLERDEN ERCAN GÖKOĞLU ÖZGÜR TUTSAKLIĞI ANLATIYOR
Emperyalizmin ve onun özellikle yenisömürge ülkelerdeki iktidar biçimi olan faşizmin krizi derinleştikçe dünyanın her yerinde devrimcilere yönelik saldırılar artıyor.
Emperyalist sistem demek kriz demektir. 1990’ larda Sosyalist ülkelerdeki yıkımdan dolayı emperyalist sistemin pazar sorununun çözüleceği ve saldırganlığının duracağı üzerine bir çok absürd teoriler yapıldı. Onlar ya sistemi tanımıyorlar ya da dünya halklarını kandırmakla görevli işbirlikçilerdi. Dolayısıyla ne demişlerse tersi çıktı. Hayat bir kez daha devrimcileri doğruladı.
2010 lara gelindiğinde değil emperyalizmin krizinin çözüldüğü, sistemin topyekün bir çöküşe sürüklendiği tüm çıplaklığı ile ortaya çıktı. Emperyalist sistem artık ne yapsa halkları ikna edemiyordu. Halkların giderek daha çok bilinçlenmesi tüm emperyalist demagojileri yerle bir ediyordu. Öyle ki yüzlerce yıldır Ortadoğu halklarına düşmanlaştırılan Avrupa halkları bile Filistin’e, İran’ a yönelik saldırılara en çok karşı çıkan ve milyonlarla protesto eylemleri yapan halklar oldu.
Bir anlamıyla emperyalizm, feodalizmin çöküş alametlerini temsil eden Engizisyon sürecinden geçiyordu. Ancak engizisyonda yaşananlar bu süreçte yaşananlar karşısında çok hafif kalıyordu. Çünkü emperyalist sistemin çöküşü demek; sıradan bir sömürü sisteminin çöküşü demek değildi. Gelmiş geçmiş tüm sömürü sistemlerinin topyekün çökmesi demekti. Yani insanlık aleminin 10 bin yıldır kurban edildiği sömrücü sistemlerin top yekün çöküşü ile karşı karşıyaydık.
Dolayısıyla inanılmaz gelişmelere tanık olmaya başladık her geçen gün. En önemli gelişmelerden biri; dünya halkları her yerde artan oranda kitlesel protestolar yaparken, devrimciler dışında sol geçinen tüm yapıların da yeniden konumlanmasıydı. Adeta sistem tüm taşları yerlerinden oynatmış ve yeni yerlerine yerleştirmişti. Süreç hiç bir sahtekarlığa izin vermiyordu artık. İki saf vardı: Ya sistemden yana, ya devrimden…
Ve taraflar öylesine keskin çizgilerle ayrışmıştı ki, emperyalizmden yana olmak, Epstein adasının sapık canilerinden yana olmak, devrimden yana olmak ise Mahir Çayan’ın güzellikler, mutluluklar ve yoldaşlıklar adasında olmaktı.
Sistemin pisliğinin ve devrimin güzelliğinin bu kadar bariz hale geldiği koşullarda sol geçinen sahtekarların bölük bölük ihanete yürümeleri bir süre kafaları karıştırsa da, dünya halkları her geçen gün gerçekleri daha net görmeye başladı. Devrimcilerin baş eğmez direnişi giderek yayılmaya ve dünya halklarına yol göstermeye doğru ilerledi.
Yılda sadece savaşlarla en az 500 bin insanı katleden, uyguladığı yozlaşma politikalarıyla, dejenere olmuş sağlık sistemleri sonucu tedavi edilebilir bir çok hastalıktan ölümler nedeniyle, İş ve trafik kazalarıyla milyonlarca insanı katleden; en az 40-50 milyon insana işkence eden, nerdeyse 8 Milyar olan dünya halklarının tüm nüfusunu aç ve sefil bırakan emperyalist sistem, bütün bunlara boyun eğmeyen, karşı mücadele örgütlemeye çalışan devrimcileri insanlık düşmanı ve acımasız terörist ilan ediyordu!
Onlara göre katliamlarına, işkencelerine ve yozlaştırma politikalarına tavır almak ve hatta eleştirmek bile insanlık düşmanı ilan edilmeye yeterliydi. Onlar insan dendiğinde, sadece sömürücüleri, işkencecileri ve katilleri anlıyorlardı. Bu görülmemiş kanlı katillerin yaptığı her şey insanlıktan sayılacak, onlara tavır almak ise insanlık dışı sayılacaktı.
İşte bu şartlarda Anadolunun devrimci evlatları, tüm dünya halkları adına fedalar pahasına baş eğmez bir direniş çizgisi örmeye başladırlar. Emperyalist sistem ne kadar alçakça saldırırsa saldırsın, onlara boyun eğdiremedi. Saldırıya uğradıkları, suçlu ilan edilmeye çalışıldıkları her yerde, Onlar, DEVRİMCİLİK SUÇ DEĞİL GÖREVDİR diye haykırdılar ve direnişten direnişe koştular.
Bu yüzden emperyalist sistem içinde görünürde kanlı bıçaklı düşman geçinenler bile onlara karşı birleşti. Dünyanın her yerinde devrimcilere yönelik bitmez tükenmez saldırılar başladı. Bunlardan biri de Yunanistan’da 2020 yılında Türkiyeli devrimcilere yönelik tutuklama saldırılarıydı.
Devrimciler bu saldırılara karşı da aynı bilinçle direndi. Tutsaklık koşullarında hiç bir yaptırıma boyun eğmedi. Yunanistan mahkemelerinin suçlamalarını tereddütsüz reddettiler ve gerçek suçluları yargıladılar. Bugün emperyalizme karşı baş eğmez direnişler dünyada yayılmaya başlamışsa bunda en önemli rollerden birini oynayan da Yunanistandaki tutsak devrimcilerin direnişi oldu.
Bu nedenle bu tutsak devrimciler arasında bulunan Ercan Gökoğlu’nun Anti Emperyalist Cephe’ ye Özgür Tutsaklık üzerine gönderdiği mesaj önemlidir.
Dikkatle dinlenmesini ve bilinçlere kazınmasını dileyerek sitemizde yayınlıyoruz.

